3N, 1K

Perşembe, Ağustos 05, 2010

Vize işlemleri

Herkesin aynı konudan müzdarip, benzer düşüncelere sahip olduğunu tahmin edebiliyorum. Belki birileri duyar, sesimiz yükselir ve bir işe yarar. Bunların hiçbiri olmasa da en azından ben aklımdan geçenleri yazıya dökmüş biraz olsun rahatlamış olurum.

Nedir bu vize işlemleri allah aşkına? İtalya'ya gideceksin haydiiii koş vize al, maksimum 6 ay, İngiltere'ye gideceksen onun vizesi ayrı, aynı vize ile İngiletere'ye de almazlar. Amerika vizesi, o da apayrı. Üstelik "Shengen" vizesi Shengen alanı olarak tabir edilen ve Avusturya, Belçika, Fransa, Almanya, Yunanistan, İtalya, Lüksemburg, Hollanda, İspanya, Portekiz'i kapsayan ülkelerde geçerli olmasına karşın bu vizeyi giriş yapacağınız ülke dışındaki bir konsolosluk kanalı ile aldıysanız ilk girişi o ülkeden yapmanız gibi garip bir takım kurallarla çalışıyor. Sırf bu yüzden insanlar "Nasıl olsa Shengen'im var, tatile gidiyorum" diye yola çıktıkları ülkenin havalanından çevrilerek ülkeye geri postalanabiliyor.

Vize uygulamasının tamamen kaldırılmasını beklemek gibi bir saflık içinde değilim ama bunun daha makul bir işlerliğe, mantıklı ve ekonomik bir şekle getirilmesinin mutlak ve mutlak gerektiğine inanıyorum. Bu işlerin kendi çapında bir ekosistem yarattığının, bu işlerle geçinen bir gurubun varlığını biliyor, hatta bunun bazı ülkelerin de işine geldiğini dahi düşünüyorum. Bu konuda oluşturlacak çözümler maalesef bu ekosistemi ve bu sistemden beslenenleri madur edecektir ama ne yapalım, onlar da -belki muhteşem yaratıcılıklarını kullanarak- bu alanda farklı hizmetler geliştirebilirler.

Ne yapılabilirin cevabı çok basit aslında. En çok almayı istediğim vize Amerika vizesi. Çünkü bir kere alıyorum 10 yıl geçerli oluyor. Hani bir şampuan reklamı var, onun gibi "Yıkıyorum, çıkıyorum, kepek mepek yok". Tam tamına 10 yıl, bir daha kapısına uğramıyorum. Onlar beni görmüyor, ben de onları. İş bu kadar basit değil mi?

Üstelik her işi kendin yapmak zorundasın, arada vizeciler vs. yok; Açaksın telefon, alacaksın randevunu, internet'ten kendin dolduracaksın başvuru formunu, hazırlayacaksın evraklarını düşeceksin yollara. Başvurun kabul edilirse yüksek ihtimalle 10 yıllık vizenin alıyorsun, kabul edilmezse yapacak birşey yok. En azından kabul edildiğinde 10 sene Amerika vizesi alma derdin yok. Her ay mı Amerika'ya gidiyorsun? Hayır. Altı ayda bir mi? Hayır. Ama gitmek istedin, al uçak biletini, uğurlar ola...vize, mize yok.

Dünyada en çok sevmeyeni olduğu düşünülen, terörün direkt hedef aldığı, ülke içinde ve dışında en sıkı güvenlik önlemlerinin alındığı, vs. Amerika gibi bir ülke bunu nasıl yapıyor? Ayrıca diğerlerinin 6 ay için aldıkları vize ücreti ile 10 yıllık vize vererek.

Bence bir pasaportta geçerlilik süresi dolmamış bir Amerikan vizesi varsa ve o vize şayet 10 yıllık bir vize ise o pasaport sahibinin, Shengen ya da İngiltere vizesini -vize için gerek şartları sağlıyorsa- en azından 5 yıl süre için alabilmesi gerekli. Vize ücreti konusu ayrı bir konu olarak mütalaa edilebilir. Yani bu ülkeler bu işten daha fazla para kazanmak isteyebilirler, ona da evet. Neyse 5 yıllık vize ücreti onu da alsınlar. Aradaki firmalar vs. de bu işten kendilerine düşen payı alsın. Yüzbinlerce, milyonlarca sayfa evrak her vize başvurusunda yığılıp durmasın. Hem bu ülkeler değil mi, "Yeşili koruyalım, kağıt israfından kaçalım, çevreye özen gösterelim" nutukları. Nerede hani? Bunca evrak için kağıt, fotokopi toneri, printer kartuşu ve daha neler neler...

Hadi bakalım görelim samimiyetinizi!

C. Bülent Büyükaycan
Çünkü sizin de söyleyecek sözünüz var!...

Cuma, Temmuz 16, 2010

Blogum'la yeniden buluşuyorum.

İlk blog yazımı 2005 yılında yazmıştım ve blogta yazmak gerçekten çok hoşuma gitmişti. Çünkü biliyordum ki aslında hepimizin söyleyecek sözü var ve öyle çok söyleyecek sözü var ki, bu öyle günde bir yazı ile vs. de bitecek gibi değil ama gel gör ki tek işiniz bu değil. Dolayısıyla, vaktinizin olması ve belki de işin doğrusu bu işe vakit ayırmanız gerekiyor.

Geriye bakınca aslında epey uzun bir ara vermişim, neredeyse tam 5 yıl olacak. Beş yıldır yazılmayanları düşününce "ooooo ne konu vardır" diye düşünürüz, değil mi? Enterasan olan da bu işte!

Bugün, tam beş yıl önce -o blogumda ilk yazılarıma başladığım zamanda- yazdığım bir yazıya yorum geldi. Ve ben şunu düşündüm, ne enteresandır ki bizim ülkede bazı konular değişmeyi de değiştiriyor ve o değişmeme oluyor. Daha modern bir yaşam vs. yaşıyoruz -ya da yaşadığımız sanıyoruz- belki ama temelde bir takım şeyler değişmiyor, değişemiyor. Sizin binaları camla kaplamanız, yolların kenarlarına çiçekler ekmeniz vs. bizim insanımıza has, bizim kültürümüze has, artık siz ne derseniz deyin, değişmeyenleri, değiştiremiyor.

Bu değişmemezlik böyle devam ediyor, yıllar geçiyor ama biz aynı konuları konuşuyoruz. Buna en güzel örnek, Metin Akpınar, Zeki Alasya'nın Deve Kuşu Kabare zamanında oynadıkları ve benim yaşımdaki birçok kişinin video kasetlerden, hatta sadece ses kasetlerinden dinleyerek neredeyse tüm replikleri ezberlediği; İnsanlığın Lüzumu Yok, Deliler, Yasaklar, Aşk Olsun v.b. oradaki parodiler. Şimdi yine o büyük üstadların liderliğinde gençler tarafından canlandırılan birebir aynı parodileri televizyonda izlediniz mi bilmiyorum -gerçi ben de arada bir iki parodiyi yakalayabildim- ama mutlaka bir fırsatını bulun ve izleyin. Ben 5 sene önce blogta yazdığım yazı diyorum, üstadları bu parodileri oynadıkları yıllar bundan 27-28 sene önceydi. Şimdi aynı senaryo ve metinlerle oynanıyor ve -o tarihte olduğu gibi- aynı olumlu tepkiyi alıyor ve aynı heyecanla izlenebiliyor. Bu ülkede hala aynı şeyler yaşanıyor.

Kısacası ülkede -burada tarif etmeye çalıştığım anlamda- değişen birşey olmuyor.

Bugün, tam 5 yıl önce yazdığım blog yazıma yorum gönderen arkadaşıma teşekkür ediyorum. O mesaj ile uzun bir aradan sonra tekrar bloga yazı yazdım. Umarım devamını getirebilir, kendimce söyleyebileceklerimi burada sizlerle paylaşırım.

C. Bülent Büyükaycan
Çünkü sizin de söyleyecek sözünüz var!...

Etiketler:

Cumartesi, Şubat 10, 2007

Tüketici Hakları Merkezi

Belki de bir çoğunuzun bildiği ama bir o kadarınızın da -benim gibi- adresini bilmediği Tüketici Hakları Merkezi'nin web adresini vermek istiyorum. http://www.tuketicimerkezi.org/
 
Tüketici haklarının çok daha önem kazandığı günümüzde, firmaların da müşterilerine yaklaşımları ile bu konuya ne kadar önem verdikleri ya da vermediklerini anlamak şimdi daha kolay.
 
Bir tüketici olarak bu adresi "Bookmarks" listenize mutlaka kayıt edin ve zaman zaman ziyaret ederek haberleri okuyun. Bu güne kadar neler olmuş diye merak etmeyin, geçmiş tarihli haberler 2004 tarihine kadar sitede "Diğer Haberler" başlığı altnda listelenmiş.
 
C. Bülent Büyükaycan
Çünkü sizin de söyleyecek sözünüz var!...